MADDE BAĞIMLILIĞI Bağımlılık sözcük anlamıyla birey ve nesne(si) arasında bireyin seçimi aynilik ve süreklilik özelliği taşıyan boyutlu bir ilişkidir. Bu ilişkinin tan bireyin seçimi ile başlamış olmasına rağmen bireyin özerkliğini süreç kaldıran bir yön vardır. Bağımlılığın gelişmesiyle birlikte yitmeye başlayan bireyin daha öncesinde dağarcığında bulunmayan yeni (!) tür tutum ve edinmesine yol açar. Bu da bireyin gerek kendi içi ortamına gerekse onu dünyaya uyumunu olumsuz etkilemek suretiyle değişik sorunların do olmaktadır. Madde bağımlılığı ilaç niteliğine sahip bir maddenin santral sinir sistemi etkilemesinden kaynaklanan, maddenin keyif verici etkilerini duyumsamak yokluğundan kaynaklanabilecek huzursuzluktan sakınmak için, maddeyi veya periyodik olarak olma arzusu ve bununla birlikte davranışsal reaksiyonlarla kendini gösteren bir durum olarak tanımlanabilir. Madde bağımlılığı dendi anlaşılması gereken, insanın duygu, düşünce ve davranışı üzerine do özgüllü olan bir süreçten bahsediliyor olmasıdır. SİGARA 1- Tanım ve Tarihçesi İnsanlık tarihinin en eski ve yaygın alışkanlığı olan tütün kullanımı, ç büyük toplumsal sorunlarından birini oluşturmaktadır. Tütün tutsaklığı gün daha da yaygınlaşarak özellikle genç kuşakları etkilemekte olduğ görülmektedir. Sigara, bütün bitkisinin (nicotina tabacum) kurutulmuş olan yapraklar hazırlanır. Tütün puro, enfiye, ve hatta çiğneme şeklinde kullanıldığı içilebilmektedir. Tütünün anayurdu Amerika'dır. Avrupa'ya tütünü getiren Chiristopher (1492)'dur. Avrupa'ya getirilen tütün, Fransızların Portekiz de bulunan Jean Nicot tarafından 1560 yılında Paris'e taşınarak kraliçeye takdim edilmi saray bahçesine dikilmesi sağlanmıştır. Tütünün içindeki en önemli zehirli olan NİCOTİN, elçinin isminden gelmektedir. Tütün keyif verici ve tedavi edici özelliğinin yanı sıra büyük yangınlara sebep ve kötü kokusu sebebiyle kralların, din adamlarının tepkisine neden olmu yasaklar konmuştur. Tütün ilk kez Osmanlı'ya 17.yy.'da Venedikli ve Genovalı denizciler taraf İstanbul limanına getirilmiş ve Osmanlı da kullanılmaya başlanılmıştı içenlerin sebep olduğu büyük yangınlar nedeniyle IV. Murat ölüm cezas varan ağır yasaklamalar getirmişse de devleti yönetenlerin de tütün al tutulmuş olması, bu tip önlemlerin yürümesini engellemiştir. Osmanlı da tütün üretimi ilk kez Batı Trakya'daki Yenice, İskeçe ve Kavala kentlerinde oluşmuştur. Kurtuluş savaşından hemen sonra 1924 yılında "Ulusal Tekel" kurulmuştur. 2. Sigara Bağımlılığı ve Nedenleri Sigara bağımlılığına neden olan kimyasal madde nikotindir. Nikotin ba açıdan eroin, alkol ve kokain bağımlılığına benzerlik göstermektedir. Tiryaki insanın sigarayı bırakması eroin bağımlısının eroini bırakması kadar zordur. Sigaradan ilk nefesin çekilmesi ile nikotin, birkaç saniyede beyine ula merkezleri uyarmak suretiyle etkisini gösterir. Buna bağlı olarak, bağı nefesden sonra bir rahatlama, endişe ve sıkıntıların hafiflemesi ve zihnin daha çalışması gibi algıları olur. Ancak bu durum tahmin edinilenin aksine sigaran yarattığı bir rahatlama olmayıp, çoğu kez yoksunluk hisseden kişinin v aradığı maddeye kavuşması ile duyduğu iyilik hissidir. Diğer taraftan, nikotin alımının kesilmesinden sonra ilk 24 saat içinde sigara için dayanılmaz bir istek, huzursuzluk, kızgınlık, endişe, dikkati toplama zorluğu, kalp hızının azalmas artması gibi bulgular ortaya çıktığı bilinmektedir. Bütün bu nedenlerden dolay sigara bağımlılığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından artık ilaç ve madde ba benzer bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Gençlik çağının ruhsal ve toplumsal özelliklerinin gencin sigaraya baş bu alışkanlığını sürdürmesinde önemli bir etken olduğu görülmektedir. Gen çağında sigaraya başlama nedenleri, hemen hemen her araştırmacın koyduğu nedenler birbirleriyle eş değer olmuştur. Sigaraya başlama nedenleri; 1- Toplumdan Kaçma Eğilimi, 2- Sıkıntı 3- Sigaranın Arkadaş Yerini Tutması, 4- Anne ve Baba Zıtlaşması, 5- Öfke ve Büyüklere Direnme, 6- Gösteriş, Büyük Görünme İsteği, 7- Arkadaşların Israrına Hayır Diyememe (Sigara Kötü Arkadaştan İyidir De Arkadaştan Daha Kötüdür.) 8- Eğlence Aracı Olması, 9- Kendine Güven Sağlamak İçin. Gençle özdeşleşme döneminde büyüklere benzemek, onlar gibi davranmak sigara içmektedirler. Arkadaşları arasında üstünlük kurma, kendini kan kendini kabul ettirme gibi onlara doyum sağlayan bu özentinin neye mal olaca bilincinde değiller. Anne-babanın sigara içip içmemesi de bu alışkanlığı yerleşmesinde önemli bir unsurdur. Yapılan araştırmalar sigara içen anne çocuklarında bu alışkanlığın daha fazla yerleştiğini göstermiştir. Ülkemizde yapılan incelemeler sigara tüketiminin büyük bir hızla artt içenlerin yaş ortalamasının gittikçe düştüğünü ortaya koymaktadır. T içme tutkusu üzerinde yapılan araştırmalarda, alışkanlık öğrencilik dö başlamakta ve %25'e kadar çıkmaktadır. Bu oran üniversite döneminde %40'a varabilmektedir. 3. Sigaranın Yol Açtığı Fizyolojik ve Psikolojik Sorunlar (Etkiler) Sigara ve sigara dumanı çok miktarda ve değişik özellikte zararlı maddeler içermektedir. Yapılan araştırmalar sigara dumanında 4.000'den fazla zararl bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu zehirli maddeler, tek bir sigara mevcut miktarı bir defa insan vücuduna doğrudan zerk edildiğinde ölüme neden olacak güçtedir. Sigara dumanında bulunan zararlı maddeler ve etkileri tabloda verilmi Sigara Dumanında Bulunan Zararlı Maddeler MADDE ETKİSİ TANECİK HALİNDE BULUNANLAR Aromatik Hidrokarbonlar Kanser Yapıcı Nikotin Sinir Sistemi Fenol Kanser Yapıcı Krezol Kanser Yapıcı Beta - Naftilamin Kanser Yapıcı N - Nitrozonornikotin Kanser Yapıcı Benzopiren Kanser Yapıcı Metaller (Nikel, Arsenik, Polonium 201) Kanser Yapıcı İndol Kanser Yapıcı Karbazol Kanser Yapıcı Katesol Kanser Yapıcı GAZ HALİNDE BULUNANLAR Karbonmonoksit Oksijen kullanımı Hidrosiyanik Asit Silia Hareketlerini Bozar Asetaldehit Silia Hareketlerini Bozar Akrolein Silia Hareketlerini Bozar Amonyak Silia Hareketlerini Bozar Formaldehit Silia Hareketlerini Bozar Nitrojenoksitler Silia Hareketlerini Bozar Nitrozaminler Kanser Yapıcı Hidrazin Kanser Yapıcı Vinil klorür Kanser Yapıcı SİGARANIN SEBEP OLDUĞU HASTALIKLARI ŞU ŞEKİLDE SIRALAYAB I. Kanser : a) Akciğer Kanserleri : b) Ağız ve Larenx (gırtlak) Kanserleri c) Pankreas, Böbrek, İdrar Yolları Kanserleri sigara içmeyenlere göre içenlerde daha fazladır. II. Kalp ve damar hastalıkları a) Kroner Hastalığı b) Hareketle Göğse Ağrılar Girer c) Bacak Arterleri Hastalığı %95 sigara içenlerde görülür. III. Bronşit ve amfizem IV. Mide ve duedeneum ülseri V . Enfeksiyona yakalanma sigara içenlerde çok olur VI. Akciğer tüberkülozunu alevlendirir. VII. Cilt üzerinde fena tesir yaparak cildin vaktinden evvel buruşuklu VIII. Hamile kadınların, düşük yaptığı, doğuracağı çocuğun beslenemeyip olduğu, anormallikler tespit edilmiştir. Sigaranın fizyolojik ve psikolojik etkileri olduğu gibi ekonomik etkileri Sigara içen bir kişi aylık ve yıllık olarak ne kadar mali külfete girdiğini görelim. 1 paket sigaranın ortalama fiyatı 2.450.000 TL'dir. Günde 1 paket kişi ayda sigaraya verdiği para 74.000.000.TL'dir. Bu da yılda 882.000.000.TL yapar.  Bu kısa hesap sonucunda bir kişinin sigaraya verdiği bu paralar başka neler yapabileceğini siz düşünün?... 4. Tedavi ve Tedbirler (Önlemler) Sigaraya gerek duyulduğunda onun yerine, şeker, leblebi vb. yenmeli meyve suyu içilmelidir. Ayrıca elde zincir, anahtar vb. oynamak da sigara azaltabilir. Sigara içenlerin yanında uzun süre kalmamalı, açık havada solunum açacak hareketler yapılmalı, beden eğitimi ve spora önem verilmelidir. sık çok az ve hafif yiyecekler, sulu besinler almalı, yemeklerden sonra dinlenip, 5-10dk yürümelidir. Sigara bağımlısı olanlar için günün en zor akşamlardır. Akşamları ağır yemekten ve içkiden, kahveden kaçmalı, sonra bir süre televizyon izlemeye son verilmeli, yatana kadar oyalanacak uğraşılar bulmalıdırlar. Böyle bir uygulamanın yaklaşık bir hafta on be çoğunlukla sigara alışkanlığının sonu olabilir. Sigarayı bırakmış olman olduğu güvenlik duygusu bir daha başlamamanın en sağlam güvencesidir. Sigarayı bırakma yolları ise şu şekilde sıralanmaktadır: Aniden bırakma, bırakma, Hipnoz, Düşük nikotinli sigara, Nikotinli sakız, Özel sigara filtreleri, Psikolojik tedavi. Sigarayı bıraktıktan sonra en tehlikeli dönem 2-3 aydır. Çünkü sigaray %88'i ilk 58 gün içinde yeniden içmeye başlamaktadır Sigarayı bırakmak için en fazla başvurulan yollardan biri profesyonel yard Bu tür yardımlar çok farklı biçimlerde olabilmektedir: Örneğin; - Öğretmeye ve koşullandırmaya dayalı yöntemler, - İlaç temelli ve tıbba dayalı programlar,- Hipnoz, - Akupunktur, - Çevresel uyarıcıları sınırlandırarak yapılan terapiler, - Hayali senaryolar yazmaya dayalı terapiler bu yollardan bazılarıdır. Bazı insanlar sigarayı bıraktıktan sonra niçin tekrar içmeye ba Bunun da kendilerine göre geçerli nedenleri vardır yani bahaneleri Bu bahanelerin en ünlüleri ise şunlardır.; 1. "Ben zaten sigarayı kesin olarak bırakacağımı söylemedim. Onlar ı ondan. Aslında benim iradem kuvvetli, istediğim an bırakabilirim." 2. "Bende irade yok. Sigarayı bırakmam mümkün değil. Denedim olmad 3. "Ne fark eder ki, eninde sonunda hepimiz o veya bu nedenle ölece 4. "Sigarayı bırakmak bana zarar veriyor. Sigarayı bırakınca kilo alıyorum, toplayamıyorum, uyuyamıyorum, sinirli oluyorum. Sigaraya başlayınca bunlar tümü geçiyor." 5. "Benim kendime güvenim var. İstediğim zaman bırakır, istediğim zaman başlarım.", vb. gibi mazeretler ileri sürerek tekrar sigara içmeye başlamaktad ALKOL BAĞIMLILIĞI 1. TANIMLAR Alkol : Alkol, diğer bazı zehirleyici maddeler gibi, keyif verici, alışkanl yaratan bir maddedir. İçki olarak kullanılan alkol etil alkoldür (C2H5OH). Alkollü İçki : Bileşiminde çeşitli oranda alkol bulunan ve içildiği zaman ge ve sarhoşluk veren, zamanla da vücutta zehirleyici tesirler yapan ve bir alışkanlık yaratan içkilere denir. Başlıca Alkollü İçkiler: Bira,Cin, Konyak, Rakı ,Şarap,Şampanya, Viski, Rom, Kokteyl.... Alkolizm: Bireyin beden ve ruh sağlığını, aile, sosyal ve iş uyumunu bozacak derecede sık ve fazla alkol alma ve alkol alma isteğini durdurmama ile beliren bozukluktur. Alkolik Şahıs: Dünya sağlık örgütü içki içenle alkoliği ayırmak için şu tan yapmaktadır. "İçkinin işine engel olduğunu değilde, işinin içki içilmesine olduğunu düşünmeye başlayan kişi alkoliktir." 2. TARİHÇE Alkol ve Alkol kullanımı insanlık tarihi kadar eskitir. Taş devrinde yaş bile alkol kullandığı sanılmaktadır. Anadolu, Mezapotomya, Mısır ve di ülkelerinde yaşamış eski insanların M.Ö. 5-6 bin yıl önce biraya benzer bir yaptıkları biliniyor. Efsaneler kuşaktan kuşağa aktarılan öyküler şarab sonra Nuh peygamber tarafından dünyaya yayıldığını anlatmaktadır. Ayr değişik yerlerinde adı efsanelere karışmış birçok peygamberin, mitoloji çeşitli içkiler kullandığını anlatan öyküler kuşaktan kuşağa aktarılarak g gelmiştir. Atinalı'ların Dionssas ve Romalı'ların Bacehus adında içki ve olduğu bilinmektedir. İlk Babil krallık ailesinden gelen altıncı hükümdar olarak bilinen Hammurabi 1728-1686) yasalarında şarabın elde edilişini ve alışverişini belirleyen h olduğu görülmüştür. 16. Luis döneminde mayalanmış içkiler tıpta yer almıştır. 18. y.y. şarapla tutulmuş olan alkol terimi günümüzde etil alkol içeren (C2H5OH) maddeler özellikler için kullanılmaya başlanmıştır. Alkol insan sağlığı ve davranışı üzerinde en önemli kötü etkenlerden biri tanımlanmaktadır. Bu yüzden içkiye karşı ilk tepki M.Ö. 6.yüzyılda Isparta'da yasaları ile olmuştur. Bu yasalar içki ve şarap tanrısı olan Dionisos ad törenleri yasaklamış, sarhoş olanların sokakta dolaştırılarak herkese g alkol etkisiyle suç işleyenlerin çeşitli bir biçimlerde cezalandırılmaların niteliğine göre ölüm cezasına çarptırılmalarını buyurmuştur. Bu tepkiler zaman birçok toplumda görülmüştür. En son olarak 1878'de Kanada'da, yılları arasında Amerika'da alkollü içkilerin üretimi ve tüketimi yasaklanm Osmanlı padişahları arasında IV. Murat döneminde, alkol, afyon, tütü içenlere ölüm dahil çok ağır cezalar verilmiştir. 3. ALKOLİZMİN NEDENLERİ Alkolizmin nedenleri kesin olarak bilinmemektedir. Alkolizmde tek neden çok etkenli bir bozukluk olduğunu kabul etmek gerekir. Yapılan araşt dayanarak henüz kanıtlanmamış olsa bile ileri sürülen nedenler iki ba özetlenebilir. 1. Biyolojik Nedenler Araştırıcılara göre, soyaçekimle gelen sinir sistemi bozukluğu nedeniyle kişilik yapısı gösterenler alkolik olmakta, alkoliklerde kişilik bozulmakta, alkolün oluşturduğu kısır bir döngü ortaya çıkmaktadır. İçinde alkolik kişilerin bulunduğu bir çevrede yetişen çocuk ve gençlerin olmasa bile, "soya benzemeyle" alkolik olabilecekleri görüşü bugün iç güncelliğini korumaktadır. 2. Psikososyal Nedenler a) Kişilik Etkeni Alkoliklerin alkole başlamadan önce ve çocuklarında hiperaktif-tutars değerlere fazla duyarlı olmayan, sosyapatiye eğilimli olduklarına dair bulgular basmaktadır. Yine kişiliği oluşturan, içgüdü ve dürtü katmanından ba yukarıya doğru bütün katmanlarda ki takıntı-saplantı yada bozuklular alkolizmin ortaya çıkmasını kolaylaştıran birer etken olarak kabul edilmiştir. b. Toplumsal Etkenler Din ve töreleri ile alkolü onaylamayan toplum kesimlerinde alkolizmin oran düşüktür. Sosyo-ekonomik bakımından üst tabakalarda daha sık görü Refah toplumlarında ise alkolizm en önemli sağlık sorunlarından biridir. Kentleşme, sanayileşme, toplumsal çalkantılar göçler alkol tüketimini ve artıran toplumsal nedenlerin başında yer alır. 4. Birazda İstatistiki Veriler Bağımlılık yapan maddelerden biri olan alkolün istatistiki bir dökümü sunduğumuzda işin vahameti daha iyi anlaşılacaktır. Irza tecavüzlerin %80'ni, Trafik kazası yapanların %61'ni, yangına sebebiyet verenlerin %16'sını alkol alan kişiler oluşturmaktadır. Alkol alan kişilerin almayanlara göre, 16 kat fazla düştükleri ve 30 kat fazla zehirlendikleri gerçektir. Dünya sağlık örgütünün 30 ülkeyi kapsayan (ülkemizin de içinde oldu raporunda "ortalama vukuat yüzdeleri" şöyledir; Cinayetleri %85'i, Irza %50'si, Şiddet Olaylarının %50'si, Trafik kazalarının %60'ı, Eşlerini d 70'0i, İşe gitmeyenlerin %60'ı bu suçlarını alkollü iken işlemekte.... Akıl hastanelerinde yatanların %40 ile 50'sinde Genel tutuklamaların %50'sinde alkol temel sebebi oluşturmakta.... İntihar olaylarında da alkolün etkisi içmeyenlere oranla 58 kat daha fazlad Ülkemizde alkollü içki tüketimi 1994 yılında 900 milyon litre iken, 1995 milyar 200 litreye, 1996 yılında ise 1.5 milyar litre olarak tespit edilmi alkol tüketimi sıralamasında 3.sıradayız. Ülkemizde kişi başına düşen alkollü içki miktarı 15 litredir. (1970 yılında yılında 10 litre) Alkol kullanan kadın ve erkekler, doğacak yeni nesillere büyük zararlar vermektedirler. Bu konuda aşağıda vereceğimiz "hamile iken içkiye devam kadınlarda" sakatlık türü ve yüzdesi yeterli bir fikir verebilir. İçkiye devam eden annelerin çocuklarında; Psikolojik sorunlar %89 Konuşma bozukluğu %80 Doku bozukluğu %80 Saldırgan tavırlar %72 Hormonal ve Cinsel bozukluk %46 Normalden küçük doğum %98 Duyma bozukluğu %41 Göz bozukluğu %25 Ortopedik arıza %33 Dudak ve parmaklarda bozukluk %91 Cilt ve tırnak arızaları %30 Kalp zafiyeti % 29 İçkiye devam eden hamile annelerden doğacak 100 çocukta meydana yukarıdaki arızaların toplamı 930'dur. 100 çocukta 930 arıza. "1 çocukta demektir." Bu durumda içkiye devam eden hamile annelerin sağlam ihtimali sıfırdır. AMATEM'e göre "Her yıl 1 milyon çocuğun içkiye başladığı ifade edilmektedir." 5. Alkol Kullanımının Neden Olduğu Sorunlar Alkolizm, insan sağlığını, aile huzurunu, cemiyetin temel değerlerini ahlak ekonomisini, hatta savunma gücünü tahrip eden ve sayısız kötülüklere bir alışkanlıktır. Alkol, vücudun ihtiyacı olan bir besin maddesi değildir. Vücudun iç organlar (zehir) yabancı muamelesi yaparak, bu maddeyi vücuttan bir an önce atmak aşırı derecede faaliyet gösterirler. Normalin üstünde yapılan bu çalışma organların aşırı derecede yorulmasına ve yıpranmasına neden olur. Alkol doğrudan ve dolaylı tesiri ile vücudun çeşitli organlarında rahatsızlık meydana 1. Alkolün Merkezi Sinir Sistemi Üzerine Etkisi Alkolün vücutta en hızlı etkisini gösterdiği yer beyin, yani merkezi sinir sistemidir. Alkol başlangıçta beyin faaliyetini hızlandırmasına rağmen bu hızlanma giderek azalmakta ve beyin faaliyetleri yavaşlamaktadır. Alkol önce beyni etkileyerek algılama, heyecan, zeka, uyum, muhakeme ve davranışları da etkilemektedir. Algılama ve hareket işlevlerinin koordinasyonunu sağlayan omurilikte alkolden etkilendiği için, beceri, refleks ve hareket gücü bozulmaktadır. Aşırı alkol solunumun durmasına da neden olabilir. Alkolün beyin ve sinirler üzerine yapmış olduğu etkilerin sonucunda bir ortaya çıkmaktadır. Bunların en önemlileri şunlardır; Sinirlerde iltihap ve fel hayaller görmek, Aşırı kıskançlık ve aldatılma korkusu biçiminde ortaya düşünce bozukluklarıdır v.b. Yine, "görme siniri bozukluğu ve çift görme, sara nöbetlerinde artma ve delirme" gibi hastalıklarda kendini göstermektedir. 2. Alkolün Sindirim Sistemi Üzerine Etkisi Alkol karaciğerin glikoz deposunu azaltmakta ve oksijenleşmesini bozmaktad Karaciğer hücresi ise oksijensizliğe karşı hassastır. Alkolün karaciğer etkisi, karaciğer yağlanması, iltihaplanması ve sonuçta "siroz" meydana gelmesi şeklinde olmaktadır. Sirozda normal faaliyet görecek karaciğer hücrelerinin yerini bağ dokusu, bağ dokusu hücreleri almıştır. Karaciğer sertleşmiş ve normal faaliyetlerini yapamayacak hale gelmiştir. Alkoliklerde siroz görülme oran şahıslardan 8 kat daha fazladır. Alkolü devamlı kullananlarda sindirim sistemi ile ilgili olarak ağızda kanser, yemek borusu iltihabı, yemek borusu kanseri, mide iltihabı, hazımsızlık, beslenme bozuklukları, alkole bağlı sarılık ve karaciğer kanseri gibi hastalıklara rastlanmaktadır. 3. Alkolün Solunum Sistemi Üzerine Etkisi Alkol solunum yollarını tahriş eder, fazla alınırsa solunumu felç ederek Yapılan araştırmalar sonucu, alkoliklerde ağız, yutak ve gırtlakta alkol kullanmayanlara göre daha fazla kanser oldukları ortaya konmuştur. Bununla beraber müzmin solunum yolları ve akciğer hastalıkları ile akciğer veremi, normal fertlere göre, alkol kullananlarda yüksek oranda görülmektedir. 4. Alkolün Dolaşım Sistemi Üzerine Etkisi Alkolün dolaşım sisteminde en fazla etkilediği organ kalptir. Bütün iç faaliyetlerini kan sayesinde yaparlar. Kan dolaşımını kalp idare eder. Devaml alanlarda kalp atışı daima hızlıdır. Bu hızlılık ise kısa zamanda kalbin etraf bezleri meydana getirir. Her uzvun kendine mahsus hacim ve satıhlar şahsın normal teneffüsünü zorlaştırır. Zira kalp etrafında yer alan yağ teneffüsü ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda damarların geni sertleşmesine ve tansiyonun yükselmesine sebep olur. Normal çalışmas kalp, kısa zamanda durabilir. 5. Alkolün Diğer Vücut Sistemlerine Etkisi Yüz ve Ciltteki Etkisi Alkol olan bireylerin yüz ve ciltleri daima kırmızıdır. Yüz ve derideki k genişler. Yüzler ve burun şişer, bu bölgelerde nokta nokta kızarmalar g Süt ifraz eden guddeler üzerindeki etkisi Alkol alan anaların sütüne karışan alkol emzikteki çocuğa zararlı tesirler yapar. süt guddelerini çalışamaz hale getirir. Alkol ana sütüne 20-40 dakika sonra kar Cinsi iktidar üzerindeki etkisi Alkol seks organlarının hormonal fonksiyonlarını etkileyerek, sperm olu azaltır. Alkol bağımlılarında görülen Ruhsal bozuklukları şu şekilde sıralayabiliriz: Patolojik Sarhoşluk; Çok az miktarda alkol alındıktan sonra aşırı taşk saldırganlık ve bilinç bulanıklığı. Uyandıktan sonra hiçbir şey hatırlamaz. Nesnike Halusinozu; İşitme sanrıları ve bunların sonucunda çeşitli davran bozuklukları. Beyincikte Bozulma; Dengesizlik, durma ve yürüme güçlüğü vb. nöbet n içki içme isteği (Dipsomania). Renk Görme Bozukluğu, Alkol Paranoyası, Korkosaf Psikozu (Bellek bozukluklar bilinç bulanıklığı söz konusudur. Sonuç bunamadır.), Alkol sarası (Kas halidir.) İntihara ya da başkalarını öldürmeye yol açabilen alkolizmin ilk uyarı şunlardır; Artan tüketim, Aşırı davranışlar, Hatırlama güçlüğü,Sabahlar davranışı. 6. Tedavi Alkol bağımlılarının tedavisinde temel gaye, alkol içilmesinin kesilmesi, alkol yol açan ruhsal nedenlerin ve toplumsal sorunların çözülmesi ve bağı bireylerin alkol nedeniyle yitirdiği toplumsal rol ve konumuna yeniden d başarı ve becerilerini kazanmasıdır. Tedavi Şekilleri a. Antabus Tedavisi: Antabus veya benzeri ilaçlardan biri hastaya verilince hastada kriz meydana gelir. Baş dönmesi, göz kararması, tansiyon d kızarıklık, terleme, ateş basması, uyuşukluk, kalp atımında hızlanma gibi oluşur. Hasta paniğe kapılır, ölüm korkusu hisseder. Bu şekilde birçok yapılır. Tedavi, hastanın alkol arzusu kayoboluncaya kadar sürer. b. Nefret Terapisi: Emetine ve apomorphine gibi maddeler şartland kullanılır. Enjeksiyon sonucu meydana çıkacak olan bulantıdan önce hastaya verilmekte böylece içkinin kokusu, görüntüsü ve tadının, kusma ile ili sağlanmaktadır. Bu işlem tekrarlandıkça, klasik koşullanma sayesinde ulaşılmakta, hastanın içkiden nefret etmesi ve tiksinmesi sağlanmaktad c. Psikoterapi: Alkolik, alkolün yol açtığı zararlara karşı uyarılır. Bunlardan kurtulmasının alkol kullanmamaya bağlı olduğu hatırlatılır. Şahsiyet yap güçlendirilmesine yardım edilir. d. Sosyoterapi: Alkol konusunda eksiksiz bir tedavi programı genellikle, yaşamını ve çevresini değiştirmeye yönelik çalışmaları da içerir. Bu da sosyoterapilerle ve diğerbazı etkinliklerle mümkündür. e. Hipnoterapi: Bu metodun esası ya alkoliğe içkiden zevk almadığı hasta olacağını telkin etmektir. Hasta bu gibi telkinlere uzun süre dayanamamaktadır. Zararlı alışkanlıklardan olan alkol zaman zaman edebiyata da girmiştir. Tarancı bir şiirinde alkolü şöyle anlatıyor: "Haydi Abbas! Vakit tamam Akşam diyordun işte oldu akşam Kur bakayım çilingir sofrasını Dinsin artık bu kalp ağrısı Şu ağacın gölgesinde olsun Tam kenarında havuzun Aya haber Sal çıksın bu gece Görünsün şöyle gönlümce" Bir süre sonra Tarancı, "Paydos" şiirinde bakın ne diyor. "Paydos bundan sonra çılgınlıklara Sert konuşmaya başladı aynalar Yetişir koştuğum aşkın peşi sıra Bitirdi beni bu içki, bu kumar."